Rozsa Peter
w:Hungarian Academy of Sciences, CC0, via Wikimedia Commons

Rózsa Péter

0 Shares
0
0
0
0

Orijinal sandığınız çalışmalarınızın önceden başkası tarafından yapıldığını fark ederseniz ne yaparsınız? Rózsa Péter bir daha böyle bir şey yaşamak istememiş olsa gerek ki, kendi alanını oluşturmayı seçmiş. Bu haftaki konuğumuz, özyinelemeli fonksiyonların teorisinin “annesi” kabul edilen Rózsa Péter.

Rózsa Politzer 1905 yılında, o dönemde Avusturya-Macaristan yönetiminde olan Budapeşte’de doğar. Çocukluk yılları arka planda yönetim değişikliği ve Birinci Dünya Savaşı ile ülke için çalkantılı bir dönemde geçer. 1922’de liseden mezun olduktan sonra, üniversite eğitimi için Budapeşte Pázmány Péter Üniversitesine (günümüzdeki adıyla Loránd Eötvös Üniversitesi) başlar. Babasının isteği üzerine kimya bölümüne kaydolmasına rağmen aldığı matematik derslerinden çok etkilenerek matematiğe geçiş yapar. Üniversitede tanıştığı dostlarından László Kalmár’ın onun hayatına önemli etkileri olacaktır. Yeterince yetenekli olmadığından endişelendiği bir ara ona “Ben matematikçi olmak için yeterli miyim?” diye sorar. Kalmár bu soruya, ilerde Péter’in konuşma ve yazılarında sık sık alıntı yapacağı bir yanıt verir: “Önemli olan senin değerin değil, matematiğin değerli bir uğraş olması”. 

1927’de üniversiteden mezun olur ve öğretmenlik yapması için gerekli sınavları geçer. Ne var ki uzun süre kalıcı bir iş bulamaz. Bir yandan geçici pozisyonlarda çalışıp ders verirken, bir yandan da doktora çalışmalarına başlar. Sayılar teorisi alanına yoğunlaşarak, tek mükemmel sayıların (eğer böyle sayılar varsa) sağlamaları gereken özellikler bulur. Bulur bulmasına ama bu özellikler önceden Robert Carmichael ve L. E. Dickson tarafından zaten gösterilmiştir. Bunu fark ettiğinde cesareti kırılan Péter, sayı teorisi ile uğraşmayı tamamen bırakır. Bu alana bir daha geri dönmeyecektir. 

Bu dönemde yaşadığı başka bir zorluk da faşist yönetim tarafından Yahudi kökenlilerin ders vermesinin yasaklanmasıdır. Böylece sahip olduğu geçici işleri de kaybeder. Milliyetçiliğin de önem kazandığı o dönemde, soyadını Alman kökenli Politzer’den Macar kökenli Péter’e değiştirir.

Matematik araştırmalarına dönüşü ise dostu Kalmár vasıtasıyla olur. Kalmár ona Gödel’in yeni çalışmalarını getirir. Bunlardan çok etkilenen Péter, Gödel’in teoremlerine kendi kanıtlarını bulur. Özellikle de Gödel’in kullandığı özyinelemeli fonksiyonların, kanıtladığı teoremlerin ötesinde bir potansiyeli olduğunu düşünür ve onlar üzerine çalışmaya başlar.

Özyinelemeli tanımlanan fonksiyonlar, f(n+1) değerini bulmak için, f’in daha küçük sayılardaki değerlerinden yararlandığımız fonksiyonlar. Eğer her adımda sadece f(n)’den yararlanıyorsak elde ettiğimiz fonksiyonlara basit özyinelemeli fonksiyon diyoruz. Gödel’in kanıtında kullandığı özyinelemeli fonksiyonların potansiyelini farkeden Péter, bu konuda çalışmaya başlar. Uluslararası bir kongrede matematik camiasına tanıttığı alanla ilgili ilk kitap olan Rekursive Funktionen’i de kaleme alan Péter, bu alanın annesi ünvanını fazlasıyla hak etmiştir. 

Péter 1945’te (mezun olduktan 18 sene sonra!) sonunda kendine kalıcı bir pozisyon bulur. Çalışmaya başladığı Budapeşte Öğretmen Yetiştirme Kolejinde, kolejin 1955’te kapanışın kadar çalışır. Sonrasında lisans eğitimini aldığı üniversiteye profesör olarak geri döner. Orada 1975’teki emekliliğine kadar çalışacaktır. Araştırmalarına devam ettiği bu süreçte, ülkedeki matematik eğitim sistemi üzerine de çalışmalar yaparak ders kitapları yazar. Bir de Playing With Infinity isimli bir popüler matematik kitabı kaleme alır. vardır. Matematiği hiç anlamayan yazar bir dostuna yazdığı mektuplardan doğan kitap, matematiğin güzelliğini her insanın erişimine açmaktadır. 

Péter matematiğin yanında birçok ilgi alanı olan, film eleştrileri yazan, şiir çevirileri yapan, neşeli ve esprili bir kişiliktir. Uygulamalara önem verip arka plandaki teorik matematiği bir kenara itenler için söylediği şu sözler, kendine özgü espri anlayışını gözler önüne seriyor: “Aslen salatalık bitkisinin de biz meyvesini kullanıyoruz. O zaman bari sapını kökünü yaprağını kesip atalım da boşa yer tutmasınlar.”. Kendisi de matematikçi olan, evlat edindiği oğlu Béla Andrásfai’nin annesiyle ilgili anılarına buradan ulaşabilirsiniz.

Kaynakça

Bunları da sevebilirsiniz